banner39
22 Ağustos 2017 Salı

Teselliye ihtiyacımız mı var

19 Mayıs 2017, 09:56
Teselliye ihtiyacımız mı var
Özcan Türkmen

Her şeyi her zaman hemen çözemiyoruz. Zamana yaydıklarımız var, zamanla çözdüklerimiz var; çözemediklerimiz var.

Çözemediklerimizin içinde de belki hiç çözülmeyecekler var.

Biriken, biriktikçe acısı sancısı artan, acısı sancısı arttıkça bizi bizden alanlar var.

Kendi kendimize yettiğimiz, kendimize yettiğimizi zannettiğimiz, kendimize yettiğimizin farkında olamadığımız anlarımız vardır.

Bir of çekip derdimizi dökecek bir yer ararız. Yaptığımız hiçbir işe yaramıyor hissine kapılırız. Kendimiz çalıp kendimiz oynarız, kendimiz söyler kendimiz dinleriz, kendimiz sorup kendimiz cevap vermeye çabalarız.

Dert ortağımız sandığımız, bildiğimiz, kabullendiğimiz yoktur yanımızda yöremizde. Derde deva bekleriz ama nafile…. Elden ayaktan düşmüş gibi hissederiz kendimizi.

İçimizden bir şey ‘Hadi kalk gidelim.’ derken bir başkası ‘Dur, şimdi sırası değil.’ der.

Böyle anlarda ‘Aldırma’ derler. ‘Boş ver, düzelir.’ derler. ‘Geçer, hadi biraz neşelen’ derler. ‘Zamanla kendini daha iyi hissedersin’ derler. Benzeri şekillerde değişik laflar, sözler, ifadeler de derler.

Teselli ederler kendilerince anlayacağınız. Teselli etmek çok güzel ve de faydalıdır aslında. Güzeldir, faydalıdır ama teselli etmeye çalıştığınız kişiyi anlamadan yapıyorsanız bu işi felakettir sonucu.

Teselli mesajını tam zamanında, tam yerinde ve o kişinin tam anlayacağı şekilde veremezsek kaş yapayım derken göz çıkartmış oluruz gibime geliyor.

Teselli etmekle, teselli edilmekle ilgili aşağıdaki sorulara cevap arayalım kendimizce biraz:

Bizi kıranlar, üzenler, kahredenler hâlâ her şeyin eskisi gibi mi olmasını istiyorlar?

Fedakârlıklarımız hep hasıraltı mı ediliyor?

Hatalarımız katmerleştikçe boş vermişliğimiz artıyor mu?

Her şeyi bilip de haberimiz yokmuş gibi davranabiliyor muyuz hâlâ

Her şeyi biraz ‘fazla’ mı görüyoruz yoksa?

Herkes kendini haklı zannederken bizim haksızlığa tahammülümüz nerede kalıyor?

Kendimiz gibilerle karşılaşayım derken kendimiz gibi olmayanlar mı sarıyor etrafımızı?

Uğradığımız haksızlığın hesabını sorabiliyor muyuz?

Üzemediğimiz, hatırını kıramadığımız, kıyamadığımız, küsemediğimiz …birileri hâlâ var mı?

Evet, hâl bu… Sorulara katılıp katılmama, cevap verip vermeme hakkı hepimizin kendine ait...

Evet, sorular bir yana desem de şunları sormadan geçemeyeceğim yine de:

Duygularımız karışık mı hatta karmakarışık mı?

Çözdükçe dolaşıyor mu içimiz?

Sıkıntımızı ve acımızı unutturmaya çalışan, bizi avutan; avutucu söz söyleyip o tarz davranışta bulunan kısacası; bizim gibi düşünüp bizi anlayan, anlamaya çalışan birisi, birileri var mı hayatımızda?

‘Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum

 Ömür boyu bitmeyen dert ile yoğrulmuşum

Sevenin halinden sevenler anlar

Gel gör şu halimi bir teselli ver’ sözleri le Orhan Gencebay, sesleniyor mu hiç size?

‘Tadı yok sensiz geçen ne baharın ne yazın

Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın

Sarıldım kadehlere derman olur diyerek

Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın’ diyerek Muzaffer İlkar’n bestelediği güfte, Güzide Taranoğlu’nun Hicaz şarkısı, Behiye Aksoy’dan usul usul işliyor mu benliğinize?

Yasaklı Rüyalar’danAbdurrahim Karakoç ses veriyor mu size?

‘Gönül şahinimi yordum gerçeğe

Sonsuzda yüzümü sürdüm gerçeğe

Teselliden kanat kırdım gerçeğe

Tecellinin sinesine kondum oy!’

Nasıl; çözdükçe dolaşıyor mu içiniz sizin de?

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    EN ÇOK OKUNANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    e-gazete
    • ESKİŞEHİR YENİGÜN GAZETESİ - 21 Ağustos 2017 Manşeti
    ARŞİV