banner39
25 Haziran 2017 Pazar

Türkiye'nin Amsterdam'ı

Öğrenici Gözüyle bu kez bir yabancı öğrencinin gözünden bakıyor kente. Eliza Eskişehir'i "Türkiye'nin Amsterdam'ı" olarak tanımlıyor.

04 Mart 2017 Cumartesi 10:20
Türkiye'nin Amsterdam'ı



Öğrenici Gözüyle bu kez bir yabancı öğrencinin gözünden bakıyor kente. Eliza Eskişehir'i "Türkiye'nin Amsterdam'ı" olarak tanımlıyor.

Eskişehir'e ve kampüs hayatına 'Öğrenci Gözüyle' bakmaya devam ediyoruz. Bu hafta ki konuğumuz Dağların Şehri Kırgızistan'dan şehrimize yüksek lisans eğitimi almak için gelen Eliza Shaeva. Eliza, yüksek lisans birinci sınıfta, Türkiye'ye daha önce de geldiği için buraya çabuk adapte olmuş.

Eliza, Türkçe'yi kusursuz denebilecek düzeyde konuşuyor ve sıcak kanlı tavırları, sade konuşması ve vurgulayıcı ses tonuyla kendisini pür dikkat dinletiyor. Buyurun Eliza'nın bir yabancı ve öğrenci gözüyle kent ve kampüs hayatını nasıl değerlendirdiğini okuyun.

KÜLTÜR ŞOKU YAŞAMADIM

Seni tanıyabilir miyiz?

Adım Eliza Shaeva. Kırgızistan'dan geldim Türkiye'ye. Burada Mükrime Hatun Yurdu'nda kalıyorum. Bu ilk gelişim değil. 2. defa geldim. İlk defa 2015 şubat ayında değişim programıyla Gazi Üniversitesi'ne geldim. 6 ay kaldım. Türkiye'ye ikinci kez geldiğim için şimdi yaşadığım Eskişehir'de bir kültür şoku yaşamadım. Çünkü önceden de Türk kültürünü, Türk halkını tanıyordum.  Türkiye'ye gelmeden önce 1 yıl hazırlık okudum. Kırgızistan'da Türkçe hazırlık okudum. Orada Türkiye hakkında filmler, belgeseller, Türkiye'deki Yeşil Çam filmlerini ve çok popüler olan filmleri izleyerek öğrendim Türkiye'yi. İlk geldiğimde de öyle çok kültür şoku yaşamadım.

Hangi filmleri izlediniz, hangi kitapları okudunuz Türkiye'ye dair?

Aziz Nesin'in kitaplarını çok okuduk. Ölmüş Eşeğin Karısına, Aziz NEsin hikayeleri, Orhan Pamuk'un Kara Kitap'ı. Kara Kitap'a başladım ama bitiremedim o zamanlar çok karmaşık gelmişti bana. Mevlanın şiirlerini okuduk. Aşık Veysel'in şiirlerini okuduk. Aşık Veysel'i çok seviyorum.

OKUL GÜZEL ÖĞRENCİLER TEMBEL

Anadolu Üniversitesi hakkında ne düşünüyorsun?

Anadolu Üniversitesi'ni tamamen bilmiyorum ama İletişim Fakültesi çok çok iyi. Çok donanımlı, kaliteli hocalar olduğu kanısına vardım. Çünkü benim Kırgızistan'dan getirdiğim bilgilerin yetmediğini, daha çok şey öğrenmem gerektiğinin kanısındayım. Okulun Senfoni Orkestrası var. Çok seviyorum Senfoni'yi, klasik müziği. Anadolu Üniversitesi'nin en sevdiğim yanı da bu kültürel etkinliklerin çok sık sık olması ve hepsinin kampüs içerisinde olması. Meselaİletişim Fakültesi'nde sergiler oluyor, onlara gidiyorum. Konsere gidiyorum. Sergi Salonu'nda sergiler var onlara gidiyorum. Ama en çok Senfoni'yi seviyorum. Senfoni konserlerine Türkiye'den ve dünyadan adı duyulmuş müzisyenler geliyorlar.

Başka mesela öğrencilerin sık sık zaman geçirdiği mekanlar hakkında ne söyleyebilirsin? Kütüphane, yemekhane gibi.

Kütüphanesini çok seviyorum. 24 saat açık. Öğrencilerin ders çalışması için bütün imkanlar sağlanmış. Sadece okumak, çalışmak gerek ve nereye gittiğini unutmamak gerek. Fakat öğrenciler biraz tembel gördüğüm kadarıyla. Yemekhanesi de çok güzel. Kırgızistan, Gazi ve Anadolu Üniversitelerinin yemekhanelerini kıyaslarsam en iyi Anadolu Üniversitesinin yemekhanesi bayağı güzel. Yemeklerini çok seviyorum ve öğle yemeklerini hiç kaçırmıyorum.

Öğrencilerin tembel olduğu kanısına nereden vardın?

Çünkü fakültede okuma salonları var. Ve ben ne zaman gitsem salonlarda ya 2 kişi var ya da kimse yok. Ama kantine iniyorum, tıklım tıklım. Bir de çok sigara içiliyor üniversitede. Bir de öğrenciler kesinlikle trafik ışıklarına dikkat etmiyor. Kırgızistan'da biz bakarız. Mesela kırmızı ışık yanarken sen karşıdan karşıya geçmeye çalışırsan ve araba çarsa sen suçlusun. Bunun için belli kuralları ihmal etmemek gerek. Ankara'da da Kızılay Caddesinde falan ışıkları beklemeyen insanlar yoktu fazla ama burada çok var. Şaşırıyorum bu duruma.

BİLGİSAYAR LABORATUVARI YOK

Okul da her şey mi mükemmel?

Bir problem var. O da kütüphanede bilgisayar laboratuvarı yok. Ben hangi üniversiteye gittiysem bilgisayar vardı. Sonuçta bu öğrencinin bir ihtiyacı. Sabahtan izin alıp kullanılabiliyormuş. Laptop veriyorlarmış ama kaç bin öğrenci var.

Eskişehir hakkında düşüncelerin neler?

Eskişehir'de öğrenciler çok ve evcil hayvan besleyen çok öğrenci var sanırım. Çünkü hayvanlarını gezdiriyorlar ama kimse arkasını temizlemiyor. Sorumluluk alarak hayvan beslemeye başlamışsa onun sorumluluğunu taşıyıp arkasını da temizlemesi gerek. Yaşadığım yurdun orada bir park var. Parka girilemiyor hayvanların pisliğinden. Orayı hayvanların ihtiyacını karşılaması gereken yer olarak görüyorlar. Çünkü ben kaç defa öğrencilere sordum; 'Neden böyle yapıyorsunuz' diye. Bana diyorlar ki 'Belediyenin temizlemesi gerekiyor.' Hayır. Öyle bir şey yok ki. Hayvan seninse onu sen temizleyeceksin. diğer insanlar orada oturamıyor çünkü. Hayvan beslemeleri tabi ki çok iyi ama başkasının rahatını bozmaması gerek. Özgürlükler başkalarının özgürlüklerini kısıtladığı yerde bitiyor. Ben parka giremiyorum. Zaten binalar dip dibe. Kampüs dışında ağaç çok az.

Türkiye'de hayran olduğun kimse var mı?

Cem Yılmaz. Aşkın Nur Yengi ve Leman Sam'ı da seviyorum.

AKVARYUMDAN ÇIKIP HAVUZU DENEMEK GEREK

Kırgızistan'dan bahseder misin biraz?

Kırgızistan Orta Asya'da Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla bağımsızlığını ilan etmiş bir ülke. Türkiye'ye geldiğimde en çok şaşırdığım şey kapitalizmin bu kadar yerleşmiş olması. Kırgızistan böyle değil. Orası sosyalizmden geldiğimiz için kapitalizmin renkleri bu kadar somut görünmüyor. Mesela biz sağlık sigortası yapmıyoruz. Devlet herkese eşit sağlık imkanı sunuyor. Kırgızistan küçük bir ülke. Doğası çok güzel. Ama Türkiye'ninki de ondan aşağı değil. Kırgızistan çok küçük bir ülke olduğu için çoğu insanın bilmediğini düşünüyordum ama Kırgızistan'ı bilenlerle karşılaşıyorum. Bunların da çoğu TRT Avaz'ın yaptığı programlardan biliyorlar. Bizi merak ediyorlar. 'Nasıl yaşıyorsunuz, sizde her şey doğalmış' diye. Tabiki doğamızda güzel. Her şey de doğal. Çoğu kişi Kırgızistan'ı Kıbrıs ile karıştırıyorlar. Kırgızistan dağların ülkesidir. Ne Ankara'da ne Eskişehir'de ülkemdeki gibi dağlar yok.

Eskişehirlilerin öğrencilere ve yabancılara karşı tutumu nasıl?

Ankara'da daha çok bize Çinli misiniz diye soruyorlardı. Burada herkes yabancılara daha normal davranıyorlar. Eskişehirliler çok yardımseverler. Mesela yol sorduğumda falan tarif ediyorlar. Ama şöyle bir sıkıntı var, bilmeseler de tarif ediyorlar. Kayboluyorum sonra. Hoşgörülüler. Hem öğrenci olduğunu ve yabancı olduğunu bilince çok hoşgörülü davranıyorlar.

Yıllar sonra Eskişehir deyince aklına ilk ne gelecek?

Gençlerin şehri olarak hatırlayacağım. Ve tabi ki Porsuk. Çünkü ben Eskişehir'e Türkiye'nin Amsterdam'ı diyorum. Çünkü Porsuk oraya benziyor.

Kırgızistan'da kendini geliştiremez miydin?

Hayır orada da geliştirebilirdim. İnsan kendisini geliştirmek istedikten sonra her yerde yapar bunu. Ama daha farklı şeyleri de denemek istedim. Akvaryumdan çıkıp havuzu denemek gerek. Havuzdan sonra denizi sonra okyanusu denemek gerek. Onun için. Buradaki yüksek lisansı bitirdikten sonra ülkeme döneceğim. Kendi ülkemi geliştirmek için burada kazandığım birikimleri orada aktarmak istiyorum.

 

 

 

 

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    e-gazete
    • ESKİŞEHİR Yenigün Gazetesi - 23 Haziran 2017 Manşeti
    ARŞİV