banner44
26 Eylül 2017 Salı

Maç Sonucu: Gazişehir Gaziantep FK - Eskişehirspor: 2-2

Hocalı katliam değil soykırımdır

Eskişehir Azerbaycanlılar Derneği Başkanı Cavid Aydın, "Hocalı bir katliam değil, sadece Türk milletinin ferdi oldukları için Azerbaycan Türklerine karşı sistematik şekilde uygulanan bir soykırımdır" dedi.

28 Şubat 2017 Salı 09:32
Hocalı katliam değil soykırımdır

Eskişehir Azerbaycanlılar Derneği Başkanı Cavid Aydın, "Hocalı bir katliam değil, sadece Türk milletinin ferdi oldukları için Azerbaycan Türklerine karşı sistematik şekilde uygulanan bir soykırımdır. Azerbaycan Türkleri olarak bizim nihai hedefimiz Hocalıyı bütün dünyaya soykırım olarak kabul ettirmektir" dedi.

Eskişehir Azerbaycanlılar Derneği Başkanı Cavid Aydın ile Hocalı Soykırımını konuştuk ve çözüm önerilerini dinledik. Yürütülen ateşkes sürecinin Azerbaycan Türklerinin menfaatine olamadığını ifade eden Aydın, "Zihinlerimizdeki vatan sınırları değiştirilmek isteniyor’’ dedi. Aydın, Hocalı'da yaşanılanları soykırım olarak kabul etmesi  için Eskişehir'de belediyelere bir girişimde bulunduklarını ancak olumlu bir sonuç alamadıklarını söyledi. Aydın, Eskişehir'e soykırım anıtı dikmek istediklerini belirtti.



1992 yılının Şubat ayında Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesinde bulunan Hocalı kasabasında Ermeni çeteciler tarafından bir soykırım gerçekleşti ve resmi rakamlara göre 613 Türk şehit edildi. Başlangıç olarak neler söylemek istersiniz.?

Hocalı başta olmak üzere, Azerbaycan’ın azadlık mücadelesinde ve bütün Türk dünyasında vatan toprağına karışan şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Bildiği üzere Dağlık Karabağ’daki süreç 1988 yılında Ermenilerin bölgede toprak istemeleri ile başladı. Dağlık Karabağ bölgesinde düzenlenen düzmece referandum ile bölgenin Ermenistan’a bağlanılmak istenmesi gerginliği had safhaya ulaştırmıştı. Karabağ bölgesinde meydana gelen ufak çaplı çatışmalar çoğunlukla adli vaka olarak kamuoyuna yansıtılsa da çok geçmeden meselelerin aslı ortaya çıkmaya başlamıştır. Çatışmalar Ermeni lobisi ve Sovyetlerin yıllardır hazırladıkları projenin başladığının işareti olmuştur. Hocalıda meydana gelen soykırımdan önce Askerhan’da iki Azerbaycan Türkü ormanlık alanda vahşice bir işkence ile şehit edilmişlerdi. İşkencenin boyutunu anlamanız açısından şunları ilave etmek istiyorum. 16-17 yaşındaki bu gençlerimiz ağaca bağlanmış vaziyette gözleri oyulmuş ve daha birçok kötü muameleye maruz kalmış şekilde bulundu. 1988 yılında Azerbaycan Türkleri meselenin Sovyetler tarafından çözülmesini bekler halde idi. Azerbaycan Halk Cephesinin Kurucusu ve Azerbaycan Azadlıkharekatının lideri merhum Ebufeyz Elçibey ve yol arkadaşları, çözümü Sovyetlerde arayan halka gitmesi gereken yolu gösterdi. Karabağ meselesinin de, diğer meselelerinde halli için tek çıkar yol vardı…  



RUS TANKLARINCA SUSTURULMAYA ÇALIŞILDI

Bu özgürlük harekatı 20 Ocak 1990 tarihinde Bakü’ye giren Rus tanklarınca susturulmaya çalışıldı. Tarihimize Yanvar katliamı olarak giren bu kanlı gecenin ertesi günü, 2 milyon Azerbaycan Türk'ünün cenaze töreninde bir araya gelmesi özgürlük hareketinin bir meşale ateşinden ötede, gönüllerde var olan ve söndürülmesi mümkün olmayan bir yanardağ halini aldığı açıkça görüldü. İşte bu ruh 1991 yılında Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazanmasına vesile oldu. Bağımsızlığını kazanan bu genç devletin en önemli meselelerinden biri şüphesiz ki hala çözüme kavuşturulamayan Karabağ meselesiydi. Bu süreçte İran ve Rusya’nın ciddi destekleri ile Ermenistan silahlanmaya devam etti. Öte yanda ise Sovyetler döneminde Azerbaycan’da toplatılan av tüfekleri dahil bütün silahlar hala Sovyet ordusunun elindeydi. Bölgede Ermenistan silah depolarken, Azerbaycan Türkleri ellerindeki silahları da devlete teslim etmek zorunda bırakılmışlardı. Bölgede yaşanacak soykırımın ayak sesleri bu günlerde ortaya çıkmaya başlamıştı. 1992 yılında Karadağ köyü basılarak iki yüze yakın soydaşımız şehit edildi. Hocalı’daki soykırımdan önce, Hocalı tamamen abluka altına alınmış, Hocalı’nın etrafındaki birçok köy ve kasaba Ermeniler tarafından işgal edilmişti. Bu sayede Hocalı’ya karayolu ile ulaşım imkanı kalmamıştı. Aynı zamanda Karabağ bölgesinin tek havaalanı da Hocalı’da bulunmaktaydı. Bu durum stratejik önemini daha da artırıyordu. Sık sık yapılan elektrik kesintileri de bu dönemde artık iyice artmış vaziyette idi. Hocalı 10 bin nüfusluk bir yerleşim yeri iken, soykırımın yaşandığı tarihe gelindiğinde nüfusun 2 binlere kadar düştüğünü görmemiz mümkün. Hocalının güvenliği ise 250-300 kişilik, ellerinde ağır silahı olmayan bir birlik tarafından sağlanıyordu. Bu gönüllü birlik Hocalı’da yaşayanların bir an evvel bölgeden tahliye edilmesini beklemekteydi. Ama beklenen yardım gelmeden, Rus ordusuna ait 366. Motorize alaya ait toplar Hocalıya ulaşmıştı.


TÜRK’ÜN KARA GECESİ

Adeta çaresiz bir bekleyişin sessizliğine gömülen Hocalı, 26 Şubat gecesi masumların feryadı ile gök kubbeyi titretmişti. Top atışları ile evlerinin bodrum ve sığınaklarına saklanan halk, top atışlarının bitmesini beklerken, savunmasız bir şekilde bulundukları yerde vahşice katledildiler. 26 Şubat’ta yaşanan bu soykırımın ardından, bölgeye ilk helikopter 28 Şubat’ta ulaşabildi. 28 Şubat’ta bölgede alınan görüntüler ile daha sonra çekilen görüntüler arasında farkların olduğu ortaya çıktı. Şehitlerimizin naaşlarının üzerinde Ermeni çeteciler işkence yapmayı kendilerine görev bilmişlerdi.  Karınları deşilen kadınlarımız, burunları kulakları kesilen soydaşlarımız, gözleri oyulan bebekler ve daha niceleri… Ermeniler sadece ölülerimize işkence yapmakla kalmadılar. Diri diri yavrularımızın derilerini de yüzmekten geri durmadılar. Bunu biz söylemiyoruz. ZoriBalayan isminde, sözde bir doktor "Haçın Uğrunda" isimli kitabında, ellerinden çivilenmiş fakat ölmemiş bir çocuğun canlı canlı derisini yüzerek kaç dk yaşayabildiği noktasında bir deney! Yaptığını, sonrasında ise hayatını kaybeden bu çocuğun cansız bedenini köpeklerin önüne attığını kitabında anlatmıştır. Yakılan cesetlerin arasında canlı bebeklerin ve çocukların bulunmasının da Ermeni çetecileri ve işbirlikçilerini hiç rahatsız etmediğini yine Ermenilerin ağzından defaten duyduk. Bizimle beraber bütün dünya da duydu!..

Yaşanan bu soykırımı gerçekleştirenler, talimat verenler, sebep olanlar uluslararası ceza mahkemelerinde her hangi bir cezaya çarptırıldılar mı?

Hayır. Maalesef herhangi bir cezaya çarptırılan fail yok.

 Azerbaycan hükümetinin bu noktada uluslararası örgütlerden bir talebi oldu mu?

Talepler var. Ancak, daha net olarak şunu söylemek istiyorum. Nasıl ki Avrupa’da bazı devletlerde sözde ermeni soykırımı için yalandır, yoktur, yapılmamıştır dediğinizde bir takım cezai müeyyideleri varsa, aynının Azerbaycan’da uygulanması lazım. Azerbaycan Parlamentosunda alınacak bir karar ile, Azerbaycan topraklarında Hocalı Soykırımını inkar edenler bundan böyle cezalandırılmalıdır.  Burada kullanılan kavramda çok önemlidir. Hocalı bir Katliam değil, sadece Türk milletinin ferdi oldukları için Azerbaycan Türklerine karşı sistematik şekilde uygulanan bir soykırımdır. Azerbaycan Türkleri olarak bizim nihai hedefimiz Hocalıyı bütün dünyaya soykırım olarak kabul ettirmektir. Bunun için de meselenin izahını doğru yapmamız ve bu hadiseyi her platformda soykırım olarak ifade etmemiz esastır. 

Bu noktada Azerbaycan Türklerinin Türkiye’den beklentileri nelerdir?

Öncelikle asılsız Ermeni iddialarının 100. yılı olan 2015 senesinde Türkiye’nin Hocalı'da yaşanılanları soykırım olarak kabul etmesini beklerdik. Maalesef olmadı. Bunun yanında maalesef karşılaştığımız üzüntü verici hadiseleri de sizinle paylaşmak istiyorum. Bakanlık ve Valiliklerimiz Hocalı ile ilgili düzenlenen programlarda soykırım kelimesinin kullanılmaması, bunun yerine katliam denilmesi noktasında telkinlerde bulunuyor. Bu telkinlerin bir neticesi olarak Uşak’ta açılan Hocalı Soykırımı parkının adı, Hocalı Katliamı olarak değiştirildi. Katliam ve soykırım arasında ki farkın ne olduğunu çok iyi bilenler, Hocalı da yaşananların adeta üzerini örtmek istercesine katliam demekte ısrar etmekteler. Maalesef Türkiye Azerbaycan Dernekleri Federasyonu bunun gibi pek çok hadiseye Azerbaycan Türkleri adına vermesi gereken tepkiyi verememiştir.

ESKİŞEHİR'DEN OLUMLU GERİ DÖNÜŞ ALAMADIK

Eskişehir’de belediyelerin kendi meclislerinde Hocalı'da yaşanılanları soykırım olarak kabul etmesi için herhangi bir girişiminiz oldu mu?

Bunun için belediyelerimize resmi yazı ile başvuruda bulunduk, maalesef olumlu bir geri dönüş alamadık.  Hocalı soykırımı anıtı için yürütmüş olduğumuz projede yine şuana kadar hayata geçirilemedi. Soykırımın 23. yılında bir hatıra ormanı oluşturarak 613 şehidimiz için 613 fidan dikerek Eskişehir’de şehitlerimizi yad ettik.

Soykırımda şehit sayımız nedir başkanım?

Cenazesine ulaşıp defnettiğimiz 613 şehidimiz var. Bunun haricinde  bin 275 kayıp soydaşımız var. Bunlar arasında yakılanlar ve Ermenilerce esir alınanlar olduğu biliniyor. Açıkçası diyebiliriz ki, Hocalı'da 2 bin civarında olan nüfusun hepsi bu soykırıma maruz kalmıştır.

Son söz olarak neler söylersiniz başkanım?

Biz 25 senedir Hocalı soykırımı anma etkinliği yaparak kendimizi avutup duruyoruz. Ortada binlerce şehit ve çeyrek asırdır çözülemeyen Karabağ meselesi var. Karabağ ne yolla kaybedildiyse, derhal o yolla geri alınmalıdır.  Ateşkes Türk milleti oyalamak için kullanılan bir oyundur. Nihai çözüme katkı sunmamaktadır. İnsanlarımızın zihnindeki vatan hudutları değiştirilmek istenmektedir. Maalesef başarılı da olmaya başlanmıştır. Gençlerimiz işgal altındaki vatan topraklarını Ermenistan’a ait bilerek yaşamaya devam etmektedirler. Azerbaycan da yaşayan gençlere, Hocalı,  Karabağ ve daha kaybedilen nice vatan toprağı üzerine seminerler konferanslar verilmeli gençlik bu noktada bilinçlendirilmelidir. Milli hafızası kaybolan gençlik ile kaybettiğimiz vatan toprağımızı geri alamayız. Karabağ, Yanvar, Hocalı sadece parklara, caddelere verilecek bir isim değildir. Kimse bunu yaparak üzerindeki yükü attığını zannetmemelidir. Karabağ bütün Türk milletinin ortak meselesidir ve derhal ortak bir çözüm üretilmelidir.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    EN ÇOK OKUNANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    e-gazete
    • ESKİŞEHİR YENİGÜN GAZETESİ - 24 Eylül 2017 Manşeti
    ARŞİV