banner44
21 Ağustos 2017 Pazartesi

Anadolu Üniversitesi Türkiye'nin inşa tarihini yazdı

Hayata geçirdiği pek çok proje ile adından sıkça söz ettiren Anadolu Üniversitesi, 'Nafia' isimli belgesel ve kitapta Türkiye'nin inşa tarihi yazdı.

09 Mayıs 2017 Salı 11:49
Anadolu Üniversitesi Türkiye'nin inşa tarihini yazdı

Röportaj: Gökhan Koçal

Abdülhamit'ten Özal'a Türk inşa tarihinin gelişimi

ANADOLU ÜNİVERSİTESİ TÜRKİYE'NİN İNŞA TARİHİNİ YAZDI

Hayata geçirdiği pek çok proje ile adından sıkça söz ettiren Anadolu Üniversitesi, 'Nafia' isimli belgesel ve kitapta Türkiye'nin inşa tarihi yazdı.  

Modern Türkiye'nin ele alındığı belgesel ve kitapta bir bakıma 1860’lardan 1990’lara; Türkiye’nin son 150 yılına “Nafia” penceresinden bakıldı.

Kitapta dağılan bir dünya imparatorluktan, Mustafa Kemal Atatürk ile yeniden hayata sarılışının ve umutlarının peşinde koşmasının hikayesi yer almakta.  

Anadolu Üniversitesi- TRT işbirliği ile Türkiye'nin inşa tarihi yazdı. Nafia belgeselinde Türkiye’nin bayındırlık tarihi; Türk inşaat müteahhitliği sektörünün geçirdiği aşamalarla birlikte ele alındı.  Aynı zamanda önemli dış ve iç siyasi gelişmelerin modern alt yapı politikalarının belirlenmesine ve inşaat sektörüne etkileri anlatıldı. Bir bakıma 1860’lardan 1990’lara; Türkiye’nin son 150 yılına “Nafia” penceresinden bakılıyor.

360 DAKİKALIK BİR BELGESEL
Anadolu Üniversitesi olarak Trabzon’dan Erzurum’a, Kars’tan Konya’ya yurdun dört bir yanını dolaşarak çekimler yaptıklarını, konunun uzmanı bürokratlar ve bilim insanlarıyla uzun röportajlar gerçekleştirdiklerini ifade eden Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan Arslan, altı aylık çalışmanın sonucunda üç yüz altmış dakikalık bir belgeselin ortaya çıktığını dile getirdi. Arslan, böyle bir projeyi hayata geçirme fikri ilk olarak Müteahhitler Birliği tarafından hazırlanan ‘İnşaatçıların Tarihi’ isimli kitabı okuyunca gündeme geldiğini aktararak, “Doğrusu eseri okuyup bitirdikten sonra bu kadar aydınlatıcı ve etkileyici bir kitabın neden bir belgesel haline dönüştürülmediğini anlayamadım. “Off the record” edindiğimiz bilgi bütçe ve maddi kaynak sıkıntısı nedeniyle olduğuydu ki dünyanın dört bir yanında yıllık 20 milyar dolarlık iş yapan Türk müteahhitlik sektörü için endişe verici bir durum aslında. Fakat itiraf edeyim, daha sonra “İyi ki kitabın belgeselini hazırlamamışlar” diye düşünmeye başladım. Nedeni gayet basitti; bu boşluğu doldurmak ve belgesel projesini hazırlamak bize nasip olabilirdi Nitekim projemiz bu temel üzerinde yükseldi” diye konuştu.

UMUTA KOŞULAN HİKAYE
“Bu çalışma sadece Türkiye'de müteahhitliğin ve müteahhitlerin başarılı serüvenini anlatan bir araştırma projesi değildir” diyen Arslan, “Anadolu Üniversitesi olarak hazırladığımız Nafia Belgesel ve Kitap projesi, özünde dağılan bir dünya imparatorluğunun bakiyesi olan Anadolu ve Rumeli insanının içine düştüğü uygarlık savaşı çerçevesinde Mustafa Kemal ile yeniden hayata sarılışının ve umutlarının peşinde koşmasının hikayesi olarak okunmalıdır. Kitabın satır aralarında bu yorucu mücadelenin ayrıntılarıyla, hem bu mücadeleyi veren insanların hem de bu insanların şahsında bütün bir toplumun azim ve kararlılığı kendini gösterir” ifadelerini kullandı.

MODERN TÜRKİYE’NİN İNŞASI
Koca bir imparatorluğun değişen dünya dengelerine uyum sağlayarak hayatta kalma çabasıyla, olağanüstü zor şartlarda kurulmuş yepyeni bir cumhuriyetin hayata tutunma gayreti, biraz da nafia alanında yürütülen faaliyetlerde ifadesini bulur. Son derece kısıtlı imkânlarla ve büyük özveriyle inşa edilen demiryolları, karayolları, barajlar, köprüler, tüneller, sanayi tesislerinin tarihi,  aynı zamanda modern Türkiye’nin inşasının da tarihidir.


 

NAFİA NEDİR?

Nafia; Arapça bir kelime. Faydalı iş,  güzel iş anlamı taşımakta.  Eskiden Nâfa Nezareti vardı. Nafa Nezareti, sonrasında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı oldu. Son yıllarda da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı...  Ülkedeki bayındırlık hizmetlerini yapar (yol, kanalizasyon, köprü, baraj). Uygarlıkla ilgili projelerdir. Ev yapılmış, alt yapın yoksa uygar değilsin demek;  ama kanalizasyon sistemi varsa, atıklar bir yerde toplanıyor oradan arıtma tesisine aktarılıyorsa oradan pis sular arıtılıp bahçe sulamada kullanıyorsa uygarlık demektir. Dünyanın uygar memleketlerine bakarsan öyle bir sistem vardır. Nafia, tamamen uygarlıkla ilgili bir proje.

 

Anadolu Üniversitesi olarak biz ilk önce Türk inşa sektörünü ele aldık. Dünya’da endüstriyel alanlarda sıralamalar yapılıyor. Havacılık alanında Dünya’da işte şu ülkeler birinci sırada. Tıp alanında Falanca ülkeler, tarım alanında falanca ülkeler birinci sırada. Biz bunların hiçbirinde yokuz. Kitap okumada en sonlardayız. Seyahat, kişi başı düşen elektrik kullanımı gibi istenilen konumda değiliz.   Çok enteresan sadece inşaat sektöründe Türklerin adı öne çıkıyor.  ABD'de çıkan bir dergi, müteahhit firmaların sıralamasını yapıyor. Biz burada Çin'den sonra 2. ülkeyiz. Biz bunu nasıl başarıyoruz. Diğer sektörlerde en aşağıdayız da inşaat sektöründe neden zirvedeyiz. Biz bunu nasıl başarıyoruz. Teknik alanında da çok ilerledik. Bunu araştırdık.

TÜRK FİRMALARININ YAPAMAYACAĞI İŞ YOK
Türk firması olan TAV Holding, Arabistan’ın bütün havalimanlarını inşa ediyor ve işletiyor.  ENKA, STFA  Arabistan'da baraj inşaatı, Libya'da liman ve sulama işlemi yapıyor. Türkiye'de yapmış olduğumuz ortaklıkları dünyanın diğer ülkelerine de taşıyoruz.  Osmangazi Köprüsü’nü her ne kadar Japonlarla birlikte yaptıysak da köprünün keson temellerini Türk firma (STFA) yaptı.  Türk inşaat sektörünün şuanda teknolojik olarak yapamayacağı iş neredeyse yok.  

Yabancı ortak aldığımız zaman iki türlü yabancı ortak var.

1- Finansman için. (Japon- Koreliler) Yabancı ortaklarlar yurtdışında daha ucuz oranda borçlanıyorlar.

2- İşçilik için. Hintli, Vietnam gibi ortaklar var. İşçilik çünkü daha ucuz.


ENDÜSTRİYEL SEKTÖRE YÖNELDİK

30 sene öncesine gittiğimiz zaman Türk firmaları yurtdışında daha çok konut yapıyordu. Endüstriyel tesisler, havalimanları filan yapamıyorduk.  Son 10-15 yılda konut işinden çıktık, endüstriyel sektöre yöneldik.  Mesela TANAP projesi, bunların hepsini yapabiliyoruz artık.

NAFİA EMPERYAL PROJEDİR
Biz inşaat sektöründe neden bu kadar başarılıyız. Bunu incelemek için tarihine gittik. Bunun bir kökleri olması lazımdı. Hicaz Demiryolu’na gittik.  Bu hattı Osmanlı 4 senede tamamladı. Berlin'de biniyorsunuz Sirkeci'ye geliyorsunuz. Vapurla Haydarpaşa'ya geçiyorsunuz, oradan Eskişehir- Kütahya üzerinden Şam, Beyrut ve Cidde'ye iniyorsunuz. İşte Nafia o zaman başlıyor.  Geç Osmanlı (Abdülhamit), Genç Cumhuriyet , neoliberal dönem ve 1990'lara kadar. 150 yıllık bir macera bu. Nafia çok önemli bir projedir, emperyal bir projedir. 

ABDÜLHAMİT DÖNEMİ (HİCAZ DEMİR YOLU)
Hicaz Demiryolu yapılırken birçok insan hayret ediyor, Osmanlı bunu nasıl yapabilmiş diye. Anadolu'da bir şekilde demiryolu inşaatını yaptın da Arabistan'da çölde bunu nasıl yapabiliyorsun. Gerçekten çok büyük kabiliyet isteyen bir iş.  Bir de bunun finasmanı var. Her ne kadar dünyadaki Müslümanlar Hicaz Demiryolu için bir takım yardımlarda bulunsa da bu yüzde 10'u geçmiyor. Esas para Osmanlı'nın hazinesinden çıkıyor.  Abdülhamit, Hicaz demiryolunu yaparken, İngilizler hattın yapımını engellemek istiyor. Abdülhamit diyor ki bu bir inanç projesi. (Hindistan'daki Müslümanların gemiyle Cidde'ye gelip, trenle Medine'ye geçiyor, Avrupa'daki Müslümanlar İstanbul'a gelecek trenle 3 günde Medine'ye ulaşacak.)  Hicaz Demiryolu'nu yaparken bazı sıkıntılarla da karşı karşıya kalındı. Tüneller açılması gerekiyordu.  1900'lü yıllarda kazma ile tünel açılmış. Taştan su bentleri yapıldı, üzerinden trenler geçildi. Bunu Nafia'da anlıyorsun. Osmanlı gerçekten Cihan İmparatoru ama işte sonu kötü oldu. Biz hikayenin siyasi kısmında yokuz. Tamamen inşaat kısmını ele aldık. Ama inşaatı da siyasetten ayıramıyorsun. İkisi birbirine çok bağlı.


ATATÜRK DÖNEMİ (ERKEN CUMHURİYET)
Daha sonra Cumhuriyet Dönemi ( Atatürk dönemine). Osmanlı dağılmış, göçmenler Anadolu'ya gelmiş. Fakir bir dönem. Atatürk döneminde şeker fabrikaları yapıldı.  Tren yolları uzatıldı. Şoşe yollar yapıldı. Fabrikalar açıldı. İşte inşaat sektörünün temelleri o zaman atılıyor. Birçok inşaat firmasının temelleri atılıyor.


1950'LERDE İNŞAAT SEKTÖRÜ
1946'dan sonra NATO ile ilişkilerimiz başlıyor. NATO ile birlikte karayolları, Devlet Su İşleri kuruluyor. Türkiye'ye bir Amerikan düzen geliyor. Amerika'dan sadece para değil aynı zamanda makine ve mühendis geliyor.


BARAJ KRALI SÜLEYMAN DEMİREL

Adnan Menderes'ten sonra Süleyman Demirel ile Türkiye inşaat sektörü biraz daha ivme yakalıyor. Çok sayıda baraj yapılıyor. Demirel'e barajlar kralı derler ama; kimse Demirel'in 55 tane baraj yaptığını bilmez. 70'ler 80'ler yatırımlar devam ediyor. Ama Kıbrıs Barış Harekatı biraz inşaat sektörünün gelişimi engelliyor.


ÖZAL İLE İNŞA SEKTÖRÜ GELİŞİYOR  

Turgut Özal döneminde Amerikan ortaklıklarımız biraz daha gelişiyor. Otoyol yaptırımları, iletim hatları, telekomünikasyon… İnşaat yatırımları böylece Türkiye'de büyüyor. İlk yurtdışı işlerimiz STFA ve ENKA ile başlıyor. Müslüman ülkeler, gayrimüslimlerin ülkeye ayak basmasını istemiyor. Burada kim çalışacak Müslüman Türkler hem de teknik kabiliyetleri var. Bu önümüzü açıyor biraz.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    e-gazete
    • ESKİŞEHİR YENİGÜN GAZETESİ - 21 Ağustos 2017 Manşeti
    ARŞİV