banner44
22 Ekim 2017 Pazar

Nobel ödüllü Thaler bize ne demek istedi?

Bu sene Nobel Ekonomi Ödülü davranışsal iktisat alanında çalışmalar yapan Richard H. Thaler’a verildi. Ekonomi alanında büyük bir öneme sahip bu ödül ile gözler Thaler’a dönerken birçok kişinin bakışı da davranışsal iktisada döndü.

10 Ekim 2017 Salı 10:29
Nobel ödüllü Thaler bize ne demek istedi?
Nobel Ekonomi Ödülünün taşıdığı prestiji tartışmadan bir kenara koyarsak ödül ile birlikte davranışsal iktisat alanında yapılan çalışmaları hatırlamak ve “Ya bu nedir? Bu ne anlama geliyor?” diye düşünenler için Ekonomik Bakış’ta bugün bu alan üzerine yazmak istedim.

Davranışsal iktisat, bir ülkede bir anda doğrudan ekonomik davranışların gözlenmesi ile başlar. Bu iktisat alanı, aynı uyarıcıların farklı zamanlarda veya farklı koşullarda farklı tepkilerin ortaya çıkabileceğinin farkındadır ve yavaş yavaş genellemelere varılır. Geleneksel ekonomistler piyasaların davranışlarını inceleyerek; gelirler, fiyatlar, harcanan tutar, tasarruf ve yatırımlar arasındaki ilişkiyi analiz ederler. Davranışsal ekonomistler, insanların motivasyonları, tutumları ve beklentileri gibi davranışları etkileyen psikolojik faktörlerde dâhil olmak üzere yatırım, fiyat belirleme, tasarruf ve harcama süreçlerini analiz ederek insan davranışlarını incelerler.

GÖZLEM VE DENEY OLMAZSA OLMAZ

Bunun yanı sıra geleneksel ekonomistler geçmiş sayısal ve gelecekteki olasılıksal verileri ele alıp teori oluştururlar ancak davranışsal iktisatçılar yalnızca gözleme ve deneye dayanan incelemeler yaparlar. İktisat teorisinin geleneksel metotları ile davranışsal iktisadın arasındaki temel fark, iki bilimsel yöntemin uygulayıcılarının mantık kümesinde bulunabilir. Örneğin, teorisyenler sürprizlerden nefret ederler, davranışçılar şaşırdıklarında sevinirler.


Davranışsal iktisat, geleneksel ekonominin yetersizliğine de işaret eder. Bu yetersizliklerin en ünlüleri, beklenen fayda teorisindeki başarısızlık, sahip olma etkisi (endowment effect), abartılı indirgeme (hyperbolic discounting) teorisi ve sosyal tercihlerdir.

SAHİP OLMA ETKİSİ NEDİR?
Nobel Ekonomi Ödülüne layık görülen Thaler, Sahip Olma Etkisi’ni 1980 yılında ele alır. Thaler’a göre, standart tüketici teorisinde talep, zenginliğe ve fiyatlara bağlıdır ancak sahip olma bileşenine bağlı değildir. Aslında sahip olma isteğiyle ekonomik aktörler zenginliklerini artırmak için uğraşırlar.


THALER’İN KENDİ KALEMİNDEN…
Bir arkadaşınız olan Carolyn, bir şehirde okullara hizmet veren büyük bir gıda servisi şirketi müdürüdür. Bu yemek şirketi yüzlerce okula hizmet verir ve onun okul kafeteryalarında her gün yüz binlerce öğrenci yemek yer. Carolyn beslenme uzmanlığı eğitimi almıştır (eyalet üniversitesinden lisansüstü derecesi vardır) ve geleneksel yolların dışına çıkmaktan hoşlanan yaratıcı bir insandır.

Bir akşam süpermarket zincirlerinde istatistik temelli yönetim danışmanlığı yapmış olan erkek arkadaşı Adam ile şaraplarını yudumlayıp sohbet ederlerken ilginç bir fikir geliştirdiler. Okullarda mönüleri değiştirmeden, yemeklerin hazırlanış ve sunum şekillerinin çocukların yemek seçimi üzerindeki etkilerini araştırabilirlerdi. Carolyn çok sayıda okul kafeteryası müdürüne yemek çeşitlerini nasıl sunacakları konusunda bazı talimatlar verdi. Tatlılar ve meyveler bazı okullarda öne, bazılarında arkaya ve bazılarında da ayrı bir yere kondu. Çeşitli yemekler okullara göre farklı yerlere kondu. Bazı okullarda kızarmış patatesler bazılarında da havuç çubukları göz hizasına yerleştirildi.

YÜZDE 25’E KADAR DÜŞÜŞ-ARTIŞ OLDU

Süpermarket kat planlan tasarımı konusunda deneyimli olan Adam, sonucun büyük ölçekli olabileceğini tahmin etti ve sonunda haklı da çıktı. Carolyn kafeterya raflarında yapılan yeni düzenleme­lerle birçok yemek çeşidi tüketiminde yüzde 25 e kadar artış ya da düşüş olduğunu gördü. Carolyn bu denemeyle yeni bir şey öğren­miş oldu: Yetişkinler gibi, okul çocukları da bazı küçük görünüş de­ğişikliklerinden ile büyük oranda etkilenebiliyorlardı. Bu etki olum­lu ya da olumsuz yönde olabiliyor. Örneğin, Carolyn şimdi sağlık­lı gıdaların tüketimini artırıp, sağlıksız olanların tüketimini azalta­bileceğini biliyor.
Yiyecek içecek servisi yaptığı yüzlerce okulu ve bilgi toplama ve analizi konusunda gönüllü çalışan üniversiteli yardımcıları bulunan Carolyn, artık çocukların beslenmelerini etkileyebilecek güce sahip olduğuna inanıyor ve bu yeni gücünü nasıl kullanabileceğini düşü­nüyor.

KÜÇÜK AYRINTILAR DAVRANIŞLARI ETKİLER

Göreceğimiz gibi, küçük ve önemsiz gibi görünen ayrıntılar in­sanların davranışlarını büyük ölçüde etkileyebilirler. Yaklaşık bir he­saba göre, “Her şey önemlidir” diye düşünmek, öyle varsaymak ge­rekir. Pek çok durumda bu küçük ayrıntıların gücü, kullanıcıların dikkatlerini belirli bir noktaya odaklamalarından doğar. Amsterdam, Schiphol havaalanındaki erkek tuvaletleri bu ilke konusunda güzel bir örnektir. O tuvaletlerde her klozetin içine kabartma bir karasi­nek resmi koymuşlardır. Yetkililere göre, erkekler işerken çoğu za­man dikkatsiz davranmakta ve klozetin dışım kirletmektedir, ama klozet içinde kabartma bir sinek resmi onların o noktaya odaklan­masını sağlamakta ve çevre temiz kalmaktadır. Bu fikri ortaya atan­lara göre fikir çok işe yaramıştır. Aad Kieboom, “İşini gören adam sineği görünce ona nişan alıyor” demiştir. Schiphol havaalanı ter­minal binalarının genişletilmesi çalışmalarını yürüten ekonomist Kieboom’un elemanları erkek tuvaletlerindeki klozet sinek resimleri­nin etrafa idrar sıçratma oranını yüzde 80 azalttığım görmüşlerdir.

ÖNEMLİ OLAN ‘DÜRTME YAPMAK’

“Her şey önemlidir” anlayışı hem felç edici, hem de güçlendirici olabilir. İyi mimarlar, mükemmel binayı inşa edememelerine rağmen, yararlı etkileri olacak bazı tasarım seçenekleri yapabilecekle­rini anlarlar. Örneğin açık merdiven boşlukları daha çok çalışma ve daha geniş yürüme alanı sağlayabilir ve bunlar muhtemelen istenen özelliklerdir. Bir bina mimarının sonuçta belirli bir binayı inşa et­mesi gibi, Carolyn gibi bir seçilmiş bir mimar da öğle yemeği için belirli gıda maddeleri seçmek zorundadır ve bunu yaparak insanları ne yiyecekleri konusunda etkileyebilir. Yani onlara dürtme (nudge) yapabilir.
İnsan davranışlarını tahmin edilecek bir şekilde, seçenekleri yasaklamadan ya da insanın ekonomik teşviklerini fazla değiştir­meden yönlendiren seçim mimarisine biz dürtü diyoruz. Bir mü­dahaleye dürtü diyebilmek için onun kolay ve kaçınılmasının ucuz olması gerekir. Dürtüler emir değildir. Meyveyi göz hizasına koy­mak bir dürtme olarak kabul edilir. Ama hazır gıda ya da abur cu­bur yiyeceklerin yasaklanması dürtü sayılmaz.

ALINACAK ÇOK FAZLA DERS VAR

Tavsiye ettiğimiz politikaların çoğu özel sektör tarafından (hü­kümetin dürtüsü ile ya da o olmadan) uygulanabilir ve uygulanmış­tır. Örneğin işverenler, birçok örnekte önem­ seçilmiş mimarlardır. İşverenler sağlık ve emeklilik planlan konularında çalışanlarına yardımcı olacak dürtülerde bulunabilirler diye düşünüyoruz. Para kazanmak ve iyi işler yapmak isteyen özel şirket­ler çevreyle ilgili dürtülerden, uyarılardan yararlanarak hava kirlili­ği ve sera gazlan emisyonunun azaltılmasına katkıda bulunabilirler. Ama göstereceğimiz gibi, özel sektör için geçerli olan serbestçi ata­erkil yönetim tarzı aynı zamanda devlet sektörüne de uygulanabilir.


Kaynak:

İktisatta Psikolojik İnsan Faktörü: Davranışsal İktisat, Yeşim Can-Kırklareli Üniversitesi Öğretim Görevlisi

Dürtme, Cass R.Sunstein, Richard H.Thaler  

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK OKUNANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    e-gazete
    • Eskişehir Yenigün Gazetesi | Eskişehirspor | Haberler - 21 Ekim 2017 Manşeti
    ARŞİV