banner39
24 Ekim 2017 Salı

Boşanmak isteyen eşini bıçakla yaraladı

Ekosistemi kim yönetiyorsa güç onda

Anadolu Üniversitesi öğretim üyesi ve Anadolu Gazetesi köşe yazarı Prof. Dr. Cengiz Türe, ES TV ekranlarında yayınlanan Kahve Tadında programında Deniz Çağlar Fırat'ın konuğu oldu. Türe, Toplum ve Ekoloji üzerine değerlendirmelerde bulundu.

08 Ağustos 2017 Salı 11:24
Ekosistemi kim yönetiyorsa güç onda
 Ekosistem kavramının günlük yaşam üzerine etkilerini değerlendiren Türe, çevresel faktörlerin ekonomik, sosyal, birey ve kent yaşamı üzerine etkilerini ele aldı. Türe, çevresel sorunların etkilerinin 15-20 yılda etkisini gösterdiği için insanların ilk bakışta bunları fark etmediğini ifade etti.

Yeşil enerjinin de önemine dikkat çeken Türe, kent yönetimlerinde bunun için çalışmalar yapılması gerektiğini ve imar planlarında bununla ilgili çalışmalar yapılması gerektiğini söyledi. Türe'nin programda öne çıkan değerlendirmeleri şu şekilde;

"Ekosisteme hakim olan kimse güç de ondadır. Eğer bugün ekosistem dediğimiz yapı bir orman,bir göl, bir arazi toprak bir su sizinse bunların tümü birden güç odaklarını oluşturmakta.Yani aslında biz bunların tümüne birden şöyle diyoruz; Ekosistem Servisleri diye adlandırılıyor bunlar. Nedir servisler peki? Hava veriyor, oksijen veriyor, su veriyor, besin veriyor bütün bu kullandığımız her şeyi ekosistemden sağlıyoruz. Ve üstelik bunların hiçbir ekonomik değeri yok. Ekosistem servislerinde insanlar için her şey bedava. Sadece onu bize ulaştıran onu bize dönüştüren insan aklı işin içine girdiğinde bu sistemler ekonomik bir meta haline dönüşüyor. Dünyada üç tane stratejik madde vardır: Hava,su ve gıda. Bunların üçü de ekolojiye ve ekosisteme bağlıdır. Bunların üçü yoksa sahip olduğunuz hiçbir şeyin önemi yok. Susuzluğa üç gün dayanıyoruz. Havasızlığa üç dakika dayanıyoruz. Ve bunların değerini parayla satılmaya başlandığında anlıyoruz."

İMAR PLANLARINDA YEŞİL ENERJİ BELİRLENMELİ

"Rüzgar, güneş, dalga, nehir, gel-git enerjisi gibi kavramlar yeşil enerjiyi ifade eder. Enerjinizin tümünü oradan elde etmek zorunda değilsiniz. Enerji sepetinizin bir bölümüne bunları koymayı becermeliyiz. Kent olarak da, kentlerde imar planlarında bu alanların belirtilmiş olması gerektiğini düşünüyorum. hangi alanlarda önem çıkmalıdır, şehrin hangi bölümlerinde değer kazanmalıdır, bunların belirlenmesi gerekir. Geçen gün Dünya Petrol Günü vardı. Orada devlet yetkililerimiz de konunun önemine dikkat çekti. bir kaynağa bağlı kalmamak, bakınız doğalgaza, kömüre... yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesi bir kentin, ya da bir ülkenin aslında aynı besin ekosisteminde olduğu gibi iş imkanı yaratıyor. bunların teknisyeni, bakımı, montajı yeni ,istihdam olanakları yaratıyor. ekosistem bozulmuyor."

KENT, VATANDAŞLARI KADAR AKILLIDIR

"Bir kent daima kendisinin vatandaşları kadar akıllı olabilir. Bir iş yapmadan önce bilime danışmak gerekiyor. iş bittikten sonra bilime danışılıyor. önce sormak gerekiyor, bilim ne diyor? Buraya havuz yapalım mı yapmayalım mı? Dere açalım mı açmayalım mı? Ekolojik olarak etkisi nedir? siyaset tartışmaya başlıyor, herkes tartışıyor gündem oluşmuş oluyor. Sonra açıp 'Hocam ne diyorsun bu konuda?' ya bilimin ne dediğini önce sen bi al. İşin içine sen bilimi katmazsan çatışmalar oluyor. Bilim adamları arasında da tartışma olabilir, ama önce bilimin tartışması gerekiyor."

SİYASET GÖRÜNDÜĞÜ KADAR GÜÇLÜ DEĞİL

"Siyaset yapan her şey güçlü değil. siyaset yaptığınız zaman arkanızdaki kamuoyu desteğiyle güç kazanıyorsunuz. o nedenle kamuoyunun farkındalıkları olacak, farkındalığı olan kamuoyu bir mesaj oluşturulabilir. Artık gündeme bundan böyle kamuoyu baskısı girecektir."

FARKINDA OLMADAN HER GÜN ZEHİRLENİYORUZ

"Çocuğunuz için en ekolojik ürünü tercih edersiniz. velilerle bir konuşmamda dedim; "bin tane dondurma var dışarıda, yüz tane öğrenci var. Bin tane dondurma içersinde de bir tane zehirli dondurma var. çocuklarınıza oradan dondurma almayı söyler misiniz? Hiç kimse oradan çocuklarına dondurma aldırmaz. Siz de aldırmazsınız. Ama bütün gün o zehirli gıdaları yiyorlar farkında olmadan. Çocuklarına da yediriyorlar, kendileri de yiyorlar.

KAYNAYAN KURBAĞA GİBİYİZ, ANLAMIYORUZ

"En büyük korkum kaynayan kurbağa sendromu var ya. Çevre olayları var ya böyle pat diye etkisini göstermediği için, böyle 15 sene ortaya çıktığı için, onu suyla, ekosistemler bağdaştırmadığın için buna çok fazla önlem alma gereği duymuyorsun. Oysa birdenbire sıcak olsa, etkisini gösterse, yani kurbağayı kaynar suyun içine atsanız zıplar hemen. Bu farkındalık gerektiren bir şey."

POLEN MEVSİMİNİN UZAMASININ MALİYETİ 60 MİLYAR DOLAR

"Bakın küresel iklim değişikliği nedeniyle, polen mevsiminin uzaması nedeniyle Amerikan ekonomisi 60 milyar dolar zarar görüyor. Polenden dolayı sinüzit ve alerji nedeniyle iş gücü kayıpları, ilaçlar ve okul günü kayıpları nedeniyle sadece bir aylık kayma 60 milyar dolara mal oluyor adamlara. 60 milyar doları bize verseler borçlarımızı bitiririz, değil mi? Ama ne o? hastalık... Sen diyorsun ki sinüzit, alerji... yaşam kaliten kayboluyor. Kısacası yaşamsal ekoloji içerisindeyiz. ama bu konuda bizlere, üniversitelere büyük görev düşüyor. üniversitelerin her anlamda toplumun kendilerini anlamasını beklemek yerine toplumu kendileri anlar hale dönüştürme görevleri var. Biz gitmek zorundayız topluma. Toplumsal mutabakat halinde olmalıyız. Biz istiyoruz ki birileri gelsin, sorsunlar anlatalım. maalesef sizi anlama düzeyine ulaştırmadığınız bir topluma ne anlatacaksınız?"

BİR SU KAYNAĞI KURUDUĞUNDA SORUN YAŞIYORUZ

"Doğa şakaya gelmeyen bir yapıya sahip. doğanın ortağı konumunda olmalısınız. doğal kaynakları koruyarak gelmek gerekiyor. bir ekolojinin parçası olduğunuzu, aslında o parçanın bir yerinde sorun yaşandığında bizim de sorun yaşayacağımızı, bir su kaynağı kuruduğunda, bir orman ortadan kalktığında sorun yaşayacağımızı, kentlerin de aslında yarı doğal ekosistem olduğunu ve dış ekosistemin girdilerine ihtiyacımız olduğunu; gıdamız, suyumuz, pazarımız dışarıdaki ekosistemlerden sağlandığını unutmayalım. Ekosistemimizi koruyalım. kendimizin de ekosistemin bir parçası olduğumuzu bilelim. Bu ekosistem içinde sürdürülebilir kalalım."

EKOLOJİ CANLILARIN ÇEVREYLE İLİŞKİSİDİR

"Bilimsel anlamda ekoloji çok çekici gelmeyebilir, fakat yaşamın içerisindeki ekoloji tam da insanlarımızın yaşamak istedikleri olmak istedikleri yeri tarif etmekte. Ekoloji bütün canlıların çevreleriyle ve kendileriyle olan ilişkilerini araştıran, inceleyen bir bilim dalıdır. Artık insan toplumu da ekolojinin bir parçası haline geldi. Nihayetinde insan da doğada var olan tüm canlılarla birlikte var olmuş, doğada kendisine yer edinmiş aklın öne çıkarttığı değerler ile doğada farklı bir yer edinmiş bir varlık olarak karşımıza çıkmaktadır. O nedenle ekolojinin aslında tam karşılığı olarak baktığımızda bütün canlıların bir atın, bir bitkinin, bir koyunun, bir bakterinin hemen teninin dışında başlayan her türlü olay ekolojinin konusu içerisindedir."

DENİZ, GÖL, SU, ZEYTİN UYGARLIKTIR

"İnsanlık tarihine baktığımız zaman teknolojinin olmadığı dönemlerde uygarlıkların daha çok ılıman ortamlarda ortaya çıktığını görmekteyiz. Deniz kenarları, göl kenarlarında olduklarını görüyoruz. Zeytin ağacı bu konuda önemli faktördür. Zeytin bitkisinin bulunduğu iklim bu tür yerler için oldukça elverişlidir. Daha sonraki dönemlerde ise rekabet ortamı oluşması sebebiyle üstünlük bir gruba geçmiş ve insanlar daha sert iklim koşullarının olduğu yerlere bile yerleşmek zorunda kalmışlardır. İnsanlığın varlığını beslenme alışkanlıklarından diğer tüm alışkanlıklarımıza kadar tüm özelliklerimizi ortamın ekolojisi belirliyor. İnsanlar da ortamın ekolojisini etkileyen ve ondan etkilenen varlıklar arasındadır."

EKOLOJİ MÜZİĞİ BİLE ETKİLER

"Aslında bu sürecin tam doğru olarak yerine oturmasına katkı yapan bilim sosyolojidir. Hatta eko-sosyoloji, eko-psikoloji gibi alt dalları vardır. Ekoloji bir sınır bilimidir. Bugün iktisattan tutun da tıp mühendislik gibi hemen hemen her türlü bilim dalıyla ilgili ekolojik bakış açısı ve bu konuyla ilgilenen uzman kişiler vardır. Toplumsal açıdan baktığımızda toplumun giyinişi, yemek çeşitleri, müziği, konuşulan dilleri, lehçeleri, mimarileri evlerinin birbirlerine uzak ya da yakın olması bütün bunlar aslında bir ekolojik yapının var olmasından ve o yapıya adapte olma bilincinden kaynaklanmaktadır. Avrupa ülkelerinde daha çok kafe kültürü vardır. Akdeniz’e doğru geldiğinizde bir İtalyanlar bir Yunanlara baktığımızda beslenme alışkanlıklarından çalışma saatlerinden geleneklerinden vs tutun da bütün bunları aslında o ekolojik çevre belirliyor. İnsan ekosistemi, ekolojiyi; aklı sayesinde değiştirme imkanı olan bir varlıktır."

EKOLOJİK ZEKA KAVRAMI NEDİR?

"Ekolojik zeka dediğimiz kavram aslında bizim içimizde doğuştan var olan bir güdü. Yani nasıl ki bir kedi yavrusu annesinin memesini bulabiliyorsa biz nasıl ki doğar doğmaz ağlayarak acıktığımızı ifade edebiliyorsak sıcak bir şeye dokunduğumuzda elimizi hemen oradan çekiyor ve bir daha yapmıyorsak bütün bunlar aslında Ekolojik zekanın içerinde yapılan davranışlar."

SOMALİ AÇ KALMASIN DENDİ AMA SOMALİ HEP AÇ

"Dünyada birileri hep Somali’deki çocuklar aç kalmasın diye yeni tarımsal teknolojiler getirdiler. Ama hep Somali aç kaldı. Suni gübre getirdik tarımsal teknoloji getirdik GDO getirdik, hep Somali aç. Ancak bu noktada farklı şeylere ihtiyaç var. İnsanlar her türlü üretirler. Tüketici aklı seçici hale dönüştüğü zaman ancak bu normale dönecektir. Bu da bir ekolojik süreçtir. Örneğin bir domates her mevsim çıktığı için yeni nesil gidip domatesi çarşıdan istediği zaman alabiliyor. Ama domatesin esas zamanını kendi ekolojisini ve ekosistemini bilmiyor bununla ilgilenmiyor. Bunu da kendi kafasında yarattığı dijital ekosisteme yaşıyor. Dijital sanal çiftçilik yapıyor koyun besliyor buğday üretiyor vs…"

DÜNYADA TEMEL OLAN 3 KAVRAM

"Bugün dünyada temel olan üç kavram var ben bunlara 3E diyorum. Ekonomi,  Ekoloji ve Enerji. Bu üç kavram bugün dünyadaki tüm stratejiyi yöneten kavramlardır. Bunlardan bir tanesini ihmal ettiğiniz zaman büyük açıklar ve boşluklar çıkacaktır. Bu sürdürülebilirlik demektir. Bugün enerji tüketiminden kaynaklanan küresel ısınma ve küresel iklim değişikliği nedeniyle dünya gayri safi milli hâsılasının yüzde yirmisi tehlike altındadır."

İNSAN ÇEVREDEN ETKİLENİR VE ETKİLER

"Her canlı doğduğu günden itibaren çevresindeki koşullardan etkilenir ve o koşulları etkiler. İnsan da öyledir. Aslında doğadan hep uzak olduğumuz düşünülmüştür. Kutuplardaki ayıların durumu bile bizim pazarda satılan patatesin durumunu etkilemektedir. Ayılar acı çektikçe ve sayıları azaldıkça bu bize iklimin daha kötü olacağına bir işarettir. O yüzden dünyada bir birleşik kaplar gibi her şey birbirine bağlıdır. Bizim ekonomiden vazgeçme şansımız yok. Bizim Ekolojiden vazgeçme şansımız yok. Çünkü sizin ekonominizin hammaddesini Ekoloji oluşturuyor oradan geliyor. Ve ek olarak enerjiden vazgeçme şansımız yok. Yapmamız gereken hangisini tercih edersek daha az zararlı olurum? Bizim bu soruya yanıt bulmamız gerekiyor."

KARBON AYAK İZİ NEDİR?

"Bizim yaşamımızdaki en önemli yer tutan kavramlardan biri enerji. Enerjimizin büyük bir çoğunluğunu da fosil yakıtlar dediğimiz kömür, petrol, doğalgaz gibi hidrokarbonlardan, geçmişteki fosilleşmiş organik maddelerden sağlıyoruz. Bu maddeleri kullanmaya başladığımızda karbondioksit ve sera gibi gazlar açığa çıktı. Dünyadaki her ülke bu karbon salınımının enerjinin belli bir miktarından sorumludur. Bu salınan gazın çoğunluğunun karbondioksit olması ve küresel ısınmaya en çok etki eden gazlardan biri olması sebebiyle karbon ayak izi olarak anılmaktadır. Bir insanın belli bir dönemde veya yaşamı boyunca sera gazı salınımına yapmış olduğu ölçüdür aslında bu karbon ayak izi. Diyelim ki sizin 5 ton, benim 3 ton, bir başkasının 2 ton bir kentin daha farklı bir şehrin daha farklı gibi… Bu noktada ise yapmamız gereken düşük karbon üretimine geçmek. Bunu yapmak için de üretiminizi düşürmeniz gerekmiyor. Doğru enerji kaynaklarını doğru bir şekilde kullanmaktan geçiyor. Enerji üretimlerini çeşitlendirmemiz gerekiyor. Yeşil enerji dediğimiz enerji kaynaklarını kullanmamız gerekiyor."

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK OKUNANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    e-gazete
    • Eskişehir Yenigün Gazetesi | Eskişehirspor | Haberler - 23 Ekim 2017 Manşeti
    ARŞİV